İçeriğe atla
← Tüm hikayelerŞaşırtıcı tesadüf

Üzüm Şırası Paradoksu: Petimezi ve Federweißer'in Lezzetli Tesadüfü

Yemekler

Dünya mutfağının dokusunda bazı malzemeler, farklı kültürleri zamanın ve mekânın ötesinde birbirine bağlayan sessiz iplikler gibidir. Zaman zaman Yunanistan'ın güneşli kıyıları ile Almanya'nın serin bağ yamaçları kadar birbirinden uzak yerlerde iki mutfak geleneği ortaya çıkar ve yine de üzüm şırasının kendisine duyulan ortak bir ilgide buluşur. Bu bir ticaret yolu ya da kültürel alışveriş hikâyesi değil; hasadın ritmini asmanın belirlediği, birbirinden bağımsız iki geleneğin yarattığı güzel bir tesadüftür.

Yunanistan'ın güneşli topraklarında bağcılık uzun zamandır geçimin temel direklerinden biridir. Petimezi, yazın tatlılığını hasattan sonra da saklamaya yönelik Akdeniz zekâsının bir kanıtıdır. Bu geleneksel üzüm pekmezi, taze şıranın saatlerce sabırla kaynatılmasıyla elde edilir. Sıvı koyulaştıkça meyvenin yoğun özünü yakalar ve kış boyunca nesilleri besleyen çok yönlü bir tatlandırıcıya dönüşür.

Petimezi'nin ardındaki mutfak anlayışı, ısı yoluyla dayanıklılık ve dönüşümdür. Yunan aşçılar üzüm şırasını koyulaştırarak bağın ruhunu mutfağın kalbine taşıyan, uzun süre saklanabilen bir malzeme yaratır. Derin ve güçlü tadıyla çoğunlukla hamur işlerinde ya da yoğurt ve peynirin üzerinde kullanılır; hasadı uzun ömürlü kılan Yunan kiler kültürünün temel parçalarından biridir.

Binlerce kilometre kuzeyde Almanların hasada yaklaşımı Federweißer'de bambaşka ama en az onun kadar etkileyici bir biçim alır. Sonbaharın yeni şarabı olarak bilinen bu köpüklü, bulanık içecek, tam o anın kutlamasıdır. Petimezi'nin sabırlı koyulaştırma işleminin aksine Federweißer üzüm şırasını en kısa ömürlü anında, fermantasyonun henüz başında yakalar. Üzümün ham, mayhoş enerjisinin şaraba dönüşmeye başladığı anda şişelendiği, zamana karşı bir yarıştır.

Federweißer'in güzelliği kararsızlığında ve tazeliğindedir. Kısmen fermente olduğu için doğal bir köpürmeye ve şişelenmiş şaraplarda taklit edilemeyecek bir şeker-asit dengesine sahiptir. Alman kültüründe Federweißer'in gelişi, bağ mevsiminin doruğunu haber veren, merakla beklenen bir sonbahar işaretidir. Yunan şurubunun temsil ettiği yoğun dayanıklılığın aksine hemen içilmesi gereken bir içecektir.

İkisinin paylaştığı şey üzüm şırasının kendisi — yani yeryüzündeki her şarap bölgesinin başladığı hammadde. Bu da örtüşmeyi bir tesadüften çok bir başlangıç noktası yapıyor. Oradan sonra ayrışıyorlar ve ayrışma da tarihsel. Petimezi yerel bir merak değil, şırayı kaynatarak yoğunlaştıran antik Akdeniz uygulamasının bugüne kalan biçimi: Cato, Columella ve Plinius bunu defrutum ve sapa adlarıyla kaydetmiş, Yunancası siraion. Aynı yoğunlaştırma bugün Yunanistan, Balkanlar ve Orta Doğu'da petimezi, pekmez ve dibis olarak yaşıyor. Federweißer ise hiç kaynatma değil: fermantasyonun ortasında yakalanmış, ne meyve suyu ne şarap olduğu birkaç gün boyunca içilen şıra. Bir gelenek yoğunlaştırıp saklıyor, öteki zamanla yarışıyor. Aynı madde, onunla ne yapılacağı sorusuna iki ayrı cevap.

Bu iki kültürün aynı temel malzemede buluşması, doğayla paylaştığımız tarih hakkında çok şey anlatır. En derin mutfak hikâyelerinin çoğu zaman insanın tasarımıyla değil, asmanın kendisiyle yazıldığını gösterir. İki toplum da aynı kaynağa yönelerek doğanın döngülerini onurlandırmanın kendine özgü yollarını bulmuş; coğrafya bizi ayırsa da mirasımızın malzemelerinin bizi şaşırtıcı biçimde benzer yollara götürdüğünü ortaya koymuştur.

Sonuç olarak, Petimezi ile Federweißer arasındaki ilişkiyi keşfetmek bir malzeme dersinden fazlasını sunar; insanlığın hasatta anlam bulma biçimlerine bir pencere açar. Biri geçmişi saklarken öteki bugüne kadeh kaldırır, ama ikisi de üzümün ham saflığını onurlandırır. Bu iki mutfak hazinesine baktığımızda, yemekte de hayatta olduğu gibi en güzel keşiflerin bazen kilometrelerce uzakta, birbirinden habersiz süren ve yalnızca asmada buluşan süreçler olduğunu hatırlarız.

Kaynaklar